Kitap
Sıradan bir dersanenin Sıradan bir öğrencisiydi. İlkokula başlar gibi öğreniyordu Her şeyi yeni yeni. Tuttuğu kalp miydi yoksa kalem miydi? Kesin olan şuydu ki İlk tutuşu olduğu çok belliydi. Heyecanına ortaktı parmakları. Kayıp gidiyordu ellerinden Tutamadığı duyguları ve Tutunamadığı hayalleri. Silktiği omuzlarından sarkıyordu aşağı başı. Çözdüğü soruları hocalarına Çözemediği sorunlarını dostlarına Çözümsüz olanları da bana sorardı. Aynanın karşısında konuşurduk hep onunla. İlkin’di kızın adı, belki de sonuydu. Sevmişti onu; uzaktan, incitmeden, korkakça. Soru çözümünde görmüştü onu en başta Tutuklu sanıklar gibi hareket edemez olmuş İlkini tanıdıkça, ona vakit ayırdıkça. Kenara yazdı durmadan artan duygularını, En sonunda bir kitap doğdu o duygulardan. Sahipsiz kitabın kulağına Başıboş, aylak bir tilki fısıldadı ismini. Tilki kendi adını vermiş bu yenidoğana. Düşürmeme telaşıyla vermiş kita...