Gascoigne
Bazı yollar biz doğmadan çizilmiştir. Ya da bize böyle söylenmektedir. Hayatımızdan öylece çıkıp gitmek isteyenlerin karşısında durmak mı? Son derece beyhude bir uğraş olur bu. Tıpkı denizdeki dalgaya karşı gelmek gibi olur bu. Dalgaların karşısında dimdik durup, suyun seni geçip gitmesini engelleyebilir misin? Benim gibi Güneş’ten ışık yontan biriysen eğer, canını vücuduna çarpan hoyrat dalgalar değil, terk edilişin sonrasını sana tasavvur ettiren, ızdıraplı düşünceler yakar. Geriye kalan sakinlikte, dalga beklemek de cabası... “Beni öldürdüysen, nereye gömdüğünün bir önemi yok.” dedi. Sahiden ne için merak etmişti? Kararımı değiştirdim demek için mi? Yoksa onu merak edeceğini düşündüğü için mi? Bu soruların muhattabı olmayan tek kişi vardı, o da Gascoigne’di. Başındaki şapka hafif öne düşmüş, rüzgara kapılmış olan atkısı gırtlağına sarılmıştı. Küreği önceden ayağıyla destekleyerek sapladığı yerden çıkarıp, ellerinden aldığı güçle, mezarı toprakla kapatıyor...