Yaralıydı
Bir başına dolaşıyordu. Otların arasından süzülürken çıkardığı hışırtı sesinin, diğer yabanileri rahatsız etmemesini düşünecek kadar inceydi. Yaralıydı. Yabanileşmeden önceki anılarını düşünüyor, öfkeden başka bir şey bulamıyordu. 21. Yüzyılın hastalığıydı bu yabanilik. Aşk diye bir musibet gelince insanın başına; Çakmaktaş sopasıyla vuruyordu gerçekler, güzel anıların içinde tekrar tekrar yaşamak isteyenlerin başlarına. Eli paketlilerdendi bir zamanlar oysa. Tutunan ama tutunmak istemeyenlerdendi o. Şimdiyse ince ruhu incinmiş, adeta ince ince yağan yağmur gibi her adımda daha da damlıyordu başından akan kan. Yaralıydı. Başından ayaklarına kadar uzanan 74 inçlik mesafe yüzünden, kanın havada süzülüşü daha da uzun sürüyordu. Diğer yabaniler onun incelik dolu kanını dikkatlice inceliyorlardı. Başlarına gelmesinden korktuklarındandı bu belki de. Başlarını yoklamaya başlayanlar bile vardı. Yaralıydı. Yaşam ile ölüm arasındaki çizgide, her geçen saniye ölümün tarafına yaklaşt...