Akrostiş
Ka svetli bir pazartesi günüydü . Kuş cıvıltılarıyla uyanan insanlardan farklı bir biçimde uyanmıştım . Penceremin önünde duran bir karga, yaşanacak olan olaylara karşı beni uyarmaya gelmiş gibiydi. Belki de bu yüzden aceleyle uyandırmıştı beni. Kara p ençeleriyle panjurumun beyaz çıkıntısına tutunmuş , kanatları nı da hayali bir ateşi söndürmek istercesine çırpıyordu. Bir sağa bir sola çevirdiği gagasıyla adeta camımı dövüyordu. Uyandığımı fark edip görevini tamamladığını anlamasından mı yoksa ona doğru yaklaşmamdan ötürü korktuğundan mıdır bilinmez, ani bir kalkışla gözden kayboldu. Okulumun ikinci yarı yılı başlıyordu bugün. Saate baktığımda, ilk iki dersi çoktan kaçırdığımı fark etmiştim. Güneşi doğurmadan başlayan derslere ne saygım, ne de sevgim vardı. Dolayısıyla çok da umursamamıştım. Ayrıca diğer öğrencilere göre ayrıcalığım olmalıydı. Tatil dönemimi boş geçirmemek adına, gönüllü bir şekilde ‘Miskinler’ bölüğüne yazılmıştım. He...