Kayıtlar

Ağustos, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ceres

Peşindeydi kulaklarındaki  ceres  sesinin. Gözleri kapanıyor, ayağına takılan kumların içinde saklı bulunan küçük taşlar adımlarını perişan ediyordu. Sıcaktı kum gibi hava. Yürürken destek alıyordu bir eliyle tuttuğu sopadan. Diğer eli göğsünde, kalbinin tik tak edişini hissediyordu yaşadığını anlamak için. Kavuşmak için yaşaması gerekliydi. Hiç ölenle konuşur muydu insan? Kavuşmak için yaşaması gerekliydi, ölüm diyarında aradığını bulamayacağı sebebiyle henüz.  Kalbinin tik  takları , ona kabirden ne kadar uzakta olduğunu hatırlatıyor, rahatlamaya çalışıyordu.  Görünüşü perişanlar perişanıydı, tıpkı sevdiğinin eşiğinde dilencilerin dilencisi olduğu gibi.  Uzun boyu, kısa boynu, karışan saçı ve sakalıyla ağır aksak yürüyordu. Yol boyunca akbabaların gözünden ırak olmamıştı. Kuş bakışı izleniyordu gökten, Tanrı’nın izlediği gibi. Tik  takların  kesilmesini bekliyorlardı, Azrail’in amansız bekleyişi gibi. Seraplar bile haberdardı bu adamın  he...