Kitap
Sıradan bir dersanenin
Sıradan bir öğrencisiydi.
İlkokula başlar gibi öğreniyordu
Her şeyi yeni yeni.
Tuttuğu kalp miydi yoksa kalem miydi?
Kesin olan şuydu ki
İlk tutuşu olduğu çok belliydi.
Heyecanına ortaktı parmakları.
Kayıp gidiyordu ellerinden
Tutamadığı duyguları ve
Tutunamadığı hayalleri.
Silktiği omuzlarından sarkıyordu aşağı başı.
Çözdüğü soruları hocalarına
Çözemediği sorunlarını dostlarına
Çözümsüz olanları da bana sorardı.
Aynanın karşısında konuşurduk hep onunla.
İlkin’di kızın adı, belki de sonuydu.
Sevmişti onu; uzaktan, incitmeden, korkakça.
Soru çözümünde görmüştü onu en başta
Tutuklu sanıklar gibi hareket edemez olmuş
İlkini tanıdıkça, ona vakit ayırdıkça.
Kenara yazdı durmadan artan duygularını,
En sonunda bir kitap doğdu o duygulardan.
Sahipsiz kitabın kulağına
Başıboş, aylak bir tilki fısıldadı ismini.
Tilki kendi adını vermiş bu yenidoğana.
Düşürmeme telaşıyla vermiş kitabı sahibine.
O da heyecanla götürmüş kitabı asıl sahibine.
İlkin kitapta yazılanları okuduktan sonra,
Soru çözümünde çağırmış kitabın yazarını yanına.
Takıldım demiş bir soruda.
Edebiyat bilgisine güvenilen kişi,
Sualsiz geçmiş sorunun başına.
Altı çizilen soru cümlesini okumuş:
“Tecahül-i Arif” nedir?
Yorumlar
Yorum Gönder